WwW.EglenceForum.St

EgLeNcE ForuMa HoŞgeLdiNiZ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 B: Sivas Kongresi: Mustafa Kemal Halk Önderi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
qarizma

Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 05/03/10

MesajKonu: B: Sivas Kongresi: Mustafa Kemal Halk Önderi   Paz Mart 07, 2010 3:20 pm

B: Sivas Kongresi: Mustafa Kemal Halk Önderi



Kongre 4 Eylül 1919 Perşembe günü saat 14:00’de Sivas Lisesi’nde
çalışmaya başladı. Temsil Heyeti Başkanı ve davet sahibi sıfatıyla ilk
konuşmayı Mustafa Kemal yaptı. Temsil Heyeti Başkanı mütarekeden beri
meydana gelen ve vatan topraklarını parçalamayı hedefleyen işgalleri,
Batı’da Yunan, Doğu’da Ermeni zulümlerini dile getirdi. İstanbul
Hükümeti’nin millî haklara sahip çıkmadan âciz kaldığını gören halkın
yurt topraklarını korumak için teşekküller oluşturduğunu belirtti.
İstanbul Hükümeti’nin milletin hak isteyen sesini boğmak istediğini
vurgulayarak kongreden vatanın yekpare, milletin yek vücut olduğunu
gösterir bir karar alınmasını istedi.



Ardından gizli oyla yapılan kongre başkanlığı seçimini 3 olumsuz oya karşılık büyük ekseriyetle Mustafa Kemal seçildi.



Kongrenin gündeminde iki önemli konu vardı.



1- Erzurum Kongresi’nde kabul edilen tüzük ve bildirinin yurt bütünlüğünü kapsayacak şekilde gözden geçirilmesi,



2- Kongre üyelerinden 25 kişinin hazırladığı manda ile ilgili raporun görüşülmesi.



Ancak kongre, ilk 3 gününü, İttihatçı olmadıklarını belirten bir yemin
yapılması konusu ile Padişah’a yazılacak telgrafı hazırlamakla geçirdi.




Kongrenin 4. günü esas gündem maddelerine geçildi. Önce Erzurum
Kongresi’nde kabul edilen tüzük ve bildiri üzerinde yapılacak
değişiklik görüşüldü ve karara bağlandı. Yapılan değişikliğe göre:



1) Cemiyetin adı “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” iken
bütün ülkeyi kapsayacak şekilde “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti” oldu.



2) “Temsil Heyeti Şarkî Anadolu’nun umumi heyetini temsil eder.”
yerine “Temsil Heyeti vatanın tamamını temsil eder” denildi ve Temsil
Heyetine altı üye ilâve edildi.



3) “Her türlü işgal ve mücadeleyi, Rumluk ve Ermenilik teşkili
gayesine yönelik kabul edeceğimizden hep birlikte savunma ve direnme
esası kabul edilmiştir.” yerine; “Her türlü işgale ve müdahalelerin ve
billhassa Rumluk ve Ermenilik gayesine yönelik hareketlerin reddi
hususlarında hep birlikte savunma ve direnme esası kabul edilmiştir.”
denildi. Böylece İtilâf Devletlerine karşı da vaziyet alınmış oluyordu.




4) “Osmanlı Hükümeti, devletlerin baskısı karşısında buraları
(Doğu Anadolu İlleri) terk ve ihmal etmek zorunda bulunduğu anlaşıldığı
taktirde, alınacak idarî, siyasî, askerî vaziyetlerin tayin ve tesbiti
maddesindeki bunları yerine, mülkümüzün herhangi bir parçasını terk ve
ihmal etmek...” şeklinde değiştirildi.



Bu değişikliklerle Erzurum Kongresi’nin tespit ettiği esaslar yurt
bütününde geçerli, olmak üzere benimsenmiş ve millî hakların
savunulması ve hükümetin millî hakları koruyamayacak bir vaziyete
düşmesi halinde, yönetime el koyacak bir örgüt oluşturulmuştur. Amaç
birdir: Millî iradeye dayanarak köleliğe, esarete karşı çıkmak, vatanın
bütünlüğünü ve devletin bağımsızlığını korumaktır.



Kongrede en fazla tartışılan konu manda meselesidir. Manda meselesi nedir? Neden tartışılmıştır? Nasıl bir sonuca varılmıştır?



Manda Fransızca kökenli bir kelimedir. Lügat anlamı bir kişinin kendi
adına hareket etmesi için diğer bir şahsa verdiği yetkidir. Ancak I.
Dünya Savaşından sonra kelime siyasî bir anlam kazanmış, bazı az
gelişmiş ülkeleri kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip
bağımsızlığa kavuşuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmesi için
bazı büyük devletlere verilen vekâlet anlamında kullanılmıştır.



Manda yönetimi, savaşı kazanan devletlerin emperyalist emellerini,
Amerika Başkanı Wilson’un ilkeleriyle bağdaştırmak amacıyla ortaya
atılmıştı.



Manda yönetimi, yeni bir kavram olduğundan niteliği hakkında Türk
devlet ve fikir adamlarında sarih bir fikir yoktu. Vatan dört bir
yandan istilâya uğramıştı. Batı’da Yunan istilâsı devam ederken Doğu’da
mümkün olduğu kadar geniş bir Ermeni Devleti kurmak çalışmaları
yürütülüyor, Karadeniz kıyılarında Pontus – Rum Devleti tezgâhlanıyor,
Anadolu savaş içinde yapılan gizli anlaşmalar uyarınca, ileriki taksime
hazırlık olmak üzere, itilâf devletlerince işgal edilmekteydi. Daha
önce açıklandığı gibi, İstanbul Hükümeti bu duruma karşı düşündüğü
çare, mesele çıkarmamak, hatta işgalcilerin her dediğini yaparak
onların özellikle İngilizlerin sempatisini; daha iyisi himayesini
kazanarak, ne kurtarılabilirse onu kurtarmak esasına dayanmaktaydı. Bu
karamsar ortamda bazı devlet ve fikir adamları kurtuluş ümidini
Amerikan mandasında bulmaktaydılar. Bu görüşü savunmak için Wilson
Prensipleri ve Vahdet-i Millîye dernekleri kurulmuş, Millî Ahrar
Partisi ile Millî Kongre’nin bazı üyelerinden de destek alınmıştı. 15 –
20 sene ile sınırlandırılması gereken Amerikan mandası, “kötülerin en
iyisi” olarak değerlendiriliyordu. Bu görüşü savunanlar görüşlerini
yansıtan bir raporu kongreye sundular.



Manda konusu, kongrede çetin görüşmelere konu oldu. Mandayı savunanların görüşleri şöyle özetlenebilir:



“Tam bağımsızlık parçalanmayı getirir. Zaten tam bağımsız değiliz.
Vergilerin bir kısmı düşmanlara bırakılmıştır (Düyun-u Umumiye).
Gümrükleri artıramıyor, yabancıların okul, posta, yetimevi açmalarını
engelleyemiyoruz. Yasalarımız, mahkemelerimiz, yabancılar için geçersiz
(kapitülâsyonlar). İstediğimiz demiryolu, liman.... vs’yi yapamıyoruz.
Devlet geliri borcumuzun faizine bile kâfi değildir. Yüz milyonlarca
borcu, harap ve verimsiz toprağı, çok sınırlı bir geliri olan bir ülke
dış yardım ve destek olmadan yaşayamaz! Vatanımıza servetini akıtacak,
bilimsel uzmanlığını getirecek güçlü bir yardıma ihtiyacımız vardır.
Bunu yapabilecek devlet Amerika’dır.”



Manda karşıtı olanların temel görüşü Mustafa Kemal tarafından belirtilen iki noktada toplanmaktaydı:



1- Tam bağımsız bir devlet kavramı ile manda yönetimi nasıl bağdaşabilecektir?



2- Manda yönetimini yüklenecek olan Amerika’nın bu yükümlülüğe karşı elde edeceği kazanç ne olacaktır?



Bu sorulara tatmin edici bir cevab verilemiyordu!



Uzun tartışmalardan sonra, iki tarafı memnun eden bir çözüm bulundu.
Rauf Bey tarafından yapılan bir teklif oy birliğiyle benimsendi. Buna
göre: Amerika Kongresi’nden âdil bir barış yapılabilmesi için,
memleketimizi tetkik edecek ve hakikati görecek bir heyet davet
edilecekti. Böylece üyeler arasında görüş ayrılığı giderilmiş
oluyordu145. Kararın imzalı İngilizce bir kopyası da, kongreyi izlemek
için Sivas’a gelen Amerikalı gazeteci Browne’a verilmişti.



Göründüğü gibi kongrede Amerikan mandası kabul edilmemişti. Fakat
kongre sonrası yayınlanan bildiride, Erzurum Kongresi bildirisinin 7.
Maddesi tekrar edilerek, “Türkiye’ye karşı istilâ emelleri beslemeyen
herhangi bir devletin, teknik, endüstriyel ve ekonomik yardımının
memnuniyetle karşılanacağı” vurgulanmıştı.



Kongrede Mebuslar Meclisînin biran önce toplanması, millî hareketin
sözcülüğünü yapacak bir gazete yayınlanması ve Ali Fuat Paşa’nın
(CEBESOY), Batı Anadolu Kuvay-i Millîye Başkomutanlığına atanması
kararlaştırıldı.



Ayrıca Temsil Heyetine Batı Anadolu’yu temsilen altı üye daha ilâve
edilmesi uygun görüldü. Kongre 12 Eylül günü halka açık bir toplantı
ile kapandı.



Sivas Kongresinin Atatürk’ün siyasi kariyeri ve Türk İnkılâp Tarihi
açısından önemli bir yeri vardır. Şöyle ki: Kongre kararları ile millî
bağımsızlığın esasları ve millî sınırlar tespit edilmiş, millî hakları
korumak ve kollamak için yurt bütününü temsil edecek bir örgüt
oluşturulmuştur. Ayrıca millî iradeyi temsil edecek bir meclisin
gerçekleşmesi için biran önce seçim yapılması, hükümetin görev
yapamaması halinde geçici bir hükümetin kurulması öngörülmüştür.



Mustafa Kemal 9 Temmuz 1919’dan itibaren Millî Mücadele’ ye bir halk
adamı, bir mücahit olarak katılmıştı. 7 Ağustos’tan beri Doğu Anadolu
halkı adına konuşma yetkisine haizdi. 12 Eylül’den itibaren artık
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı sıfatıyla Türkiye
adına konuşma ve faaliyette bulunma imkânını elde etmiştir. O artık bir
halk lideridir. Bu yeni görev onu Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına kadar götürecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eglence.turtleforum.net
 
B: Sivas Kongresi: Mustafa Kemal Halk Önderi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» mustafa sandal'ın özel hayatı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.EglenceForum.St :: Ulu Atamız ve Çanakkale :: ATATÜRK'ün Hayatı-
Buraya geçin: